İSMEK Müzik İhtisas Merkezleri, kursiyer ve müzikseverlere yönelik söyleşilerine devam ediyor. Hasanpaşa Müzik İhtisas Merkezi’ne konuk olan Gürsel Yurtseven ve Fındıkzade Müzik İhtisas Merkezi’nde Derya Türkan ve Murat Aydemir, kursiyerlerimizle bilgilerini ve deneyimlerini paylaştı.
12.03.2010
İSMEK Müzik İhtisas Merkezleri, kursiyer ve müzikseverler için bilgilendirme amaçlı söyleşilerine devam ediyor. Kadıköy Hasanpaşa Müzik İhtisas Merkezi’ne konuk olan Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Gürsel Yurtseven, solfej konusunun tarihsel sürecine göndermelerde bulunarak, kursiyerlerimizle bilgilerini ve deneyimlerini paylaştı. Fındıkzade Müzik İhtisas Merkezi’nde ise Derya Türkan ve Murat Aydemir, Türk müziği hakkındaki düşüncelerini ve icra boyutunun handikaplarını anlattı.
İSMEK Müzik İhtisas Merkezleri’nin kursiyer ve müzikseverler için düzenlediği bilgilendirme amaçlı söyleşilerine hız kesmeden devam ediyor. 27 Şubat Cumartesi günü İSMEK Kadıköy Hasanpaşa Müzik İhtisas Merkezi’nin konuğu olan Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Gürsel Yurtseven, Solfej hakkında oldukça doyurucu bir seminer verdi. Kendisi uzun yıllar müzik alanında çalışan ve solfej konusunda otorite haline gelen Yurtseven, konunun tarihsel sürecine göndermelerde bulunarak, kursiyerlerimizle bilgilerini ve deneyimlerini paylaştı.
Solfej derslerini, II. Mahmut ile başlayan müzikte batılılaşma adımlarıyla sistemimize girmiş bir ders olarak tanımlayan Yurtseven, müzikseverlere şu bilgileri aktardı: “Solfej dersleri ile birlikte müzik eğitimimizde temel bir değişiklik de yaşandı. Bu değişimi tümdengelimci yaklaşımdan tümevarımcı yaklaşıma geçiş olarak da açıklamak mümkündür. Tümdengelimci yaklaşım eğitimde bütünü kavramaya çalışarak sürecin anlaşılması olarak tanımlanabilir. Tümevarımcı yaklaşım ise bütünü oluşturan parçaları tek tek kavrayarak bütüne ulaşma ve bütünü yakalama biçimi olarak tanımlanabilir. Batı müziğinin mevcut müzik eğitimimizde büyük ölçüde egemen olduğu günümüz eğitim koşullarının oluşumunu mehterhanenin lağvedilerek batı tipi bandoya geçilmesine kadar uzatmak mümkündür. Günümüzden 184 yıl önce, 1826’da II. Mahmut bu değişimin mimarı olarak bu kararı alarak bir taraftan da gelecekte tümdengelimci eğitim yaklaşımından tümevarımcı eğitim yaklaşımına geçişin de temellerini oluşturmuş oldu. Batıdan naklettiğimiz müzik eğitim sistemimizden önce herhangi yazılı bir sisteme dayalı olmayan meşk usulüyle öğretim yapılmaktaydı. Bu sistemin bütünsel bir yaklaşımı vardı. Çırak ustasının yaptıklarını tümüyle kopyalamaya çalışarak öğreniyordu. Beceriler birbirinden ayrılmaksızın öğreniliyordu müzik. Günümüzde kurumsal eğitimde neredeyse tümüyle terk edilmiş bir yaklaşımdır bu. Müzik eğitimimizde 1800’lü yılların ilk çeyreğini izleyen yıllardan itibaren Donizetti’yle İtalyan geleneği Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise Hindemith ile Alman eğitim sisteminin etkisinde kalındı. Günümüzde ise birçok farklı kültürden gelen etkilerle müzik eğitimimiz şekillenmeye devam etmektedir.”
9 Mart Salı günü Fındıkzade Müzik İhtisas Merkezi’nin konukları olan Derya Türkan ve Murat Aydemir (İncesaz) ise, Türk müziği hakkındaki düşüncelerini, felsefi görüşlerini ve icra boyutunun handikaplarını müzikseverlerle paylaştı. Özellikle Türk müziğinin saray müziği olduğu ve folklorik müzik ile aynı boyutta ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Türkan ve Aydemir, Türk müziğinin ana kaynağını ise İstanbul kültürünün oluşturduğunu söyledi.
Türkan ve Aydemir, yetişkin eğitimi açısından önemli ve çok yönlü bir kurum olan İSMEK’in müzik alanındaki eğitim çalışmalarını yakından izlediklerini ve takdir ettiklerini de sözlerine ekledi.


-20100312102953-
Bu haber : 8.209 kere okundu
|